Her yarışa en önde o başlıyor ama hiçbirini bitirmiyor… Peki neden? Dünyanın en aranan tavşan atleti Erik Sowinski ile tanışın

Erik Sowinski, Şubat ayı ortalarında New York’ta yapılan Millrose Oyunları’nda piste çıkarken, yapması gereken tek bir şey vardı: 800 metreyi 1 dakika 53 saniyenin altında koşabilmek…

Yarış öncesi her zamanki gibi gergindi. Birazdan tüm gözlerin üzerinde olacağını biliyordu.

Beklentileri boşa çıkarmadı ve büyük bir heyecanla yarışı izlemekte olan seyircilerin bakışları altında start verilir verilmez 13 kişilik atletler topluluğunun liderliğine yerleşti.

200 metreyi tamamlamak üzereyken her zaman yaptığı üzere omzunun üzerinden geriye baktı; arkasından koşmakta olan Olimpiyat ve dünya şampiyonaları finalistlerini gördü. Hepsi kendisini izliyordu. Hepsi Sowinski’nin liderliğinin süreceğine güveniyordu.

Sowinski, 800 metreyi 1:52.99’la ilk sırada geçti (daha sonra New York Times’a yaptığı açıklamada olması gerekenden biraz daha hızlı olduğunu söyleyecekti). Ama yarışın sonunda ipi göğüsleyen atlet o değildi. Hatta Sowinski yarışı bitirmedi bile. Ne olur ne olmaz diye bir tur daha koştuktan sonra dikkatli adımlarla pistin kenarına doğru yöneldi ve spot ışıklarının altındaki yerini, arkasından gelen diğer atletlere bıraktı. Onlar 1600 metreyi tamamlamak için koşmaya devam etti.

Peki ama 33 yaşındaki atlet neden en önde gittiği yarışı yarısında terk etti?

SOWINSKI’NİN İŞİ BU

Çünkü Sowinski’nin işi bu… O bir tavşan atlet. Görevi orta ve uzun mesafe koşularının ilk ya da son turlarında diğer atletlerin hızlarını belirlemek. Üstelik bu işi dünyada en iyi yapanların başında geliyor.

Atletizmin parlayan yıldızlarından Yared Nuguse de aynı fikirde. Millrose Oyunları’nda Sowinski’nin arkasından koşan atletlerden biri olan Nuguse, “Tavşan ne kadar hızlı giderse sorun çıkma ihtimali o kadar artar. Tavşanın işinin ehli olması çok önemlidir” dedi. (Nuguse, Millrose Oyunları’nda salon 1600 metrede ABD rekoru kırdı.)

Sowinski işinin en iyisi olduğundan, sürekli dünyayı dolaşıp yarışlara katılıyor. Bir gün Almanya’da, birkaç gün sonra İsveç’te, bir hafta sonra İspanya’da koşuyor. Aynı gün Boston’da iki yarışa katılmışlığı, ardından memleketi Colorado’da koşmuşluğu, ertesi gün de New York’a dönüp bir yarışa liderlik etmişliği var. Bundan dört gün sonra Fransa’ya gidip halihazırdaki Olimpiyat şampiyonu Jakob Ingebrigtsen’in kazandığı bir 1500 metre yarışında tavşanlık yaptığını da atlamayalım.

Sowinski, “Bence annem şu anki işimden daha çok keyif alıyor” ifadelerini kullandı ve ekledi: “Yarıştığım dönemde müsabakaları izlemeye gelir ama gerginlikten piste bile bakamazdı. Şimdi sonunda ne olacağını aşağı yukarı tahmin edebiliyor.”

HEP EN ÖNDE KOŞUYOR AMA BİR SPONSORU BİLE YOK

ABD’nin Wisconsin eyaletinin Waukesha şehrinde büyüyen Sowinski, Iowa Üniversitesi adına ulusal müsabakalarda yarıştı. Üç ulusal şampiyonluğu bulunan Sowinski, 2016 yılında dünya salon atletizm şampiyonası 800 metre finallerinde bronz madalya elde etti. Race Results Weekly’nin verilerine göre, elit sporcuları belirleme sınırı olan 1:48’lik sürenin altına 166 kez inmeyi başardı.

Orta mesafe koşucularının geneline bakıldığında bu kadar tutarlı performanslar sergileyen atletlerin sayısı oldukça az. Özel uyku öncesi rutini sayesinde, piste çıkmasına engel olacak ağır sakatlıklardan kaçınmayı başardığını da sözlerine ekleyen Sowinski’nin en büyük ihtiyacı ise bir sponsor.

Bir ayakkabı firmasıyla olan anlaşması 2020 yılında sonlanan Sowinski, o günden beri bir sponsor aradığını belirtti. Ana gelir kaynağının katıldığı yarışlardan aldığı ödemeler olduğunu vurgulayan Sowinski, rakam vermedi ancak tavşan atletliğin çok kazançlı bir iş olmadığını söyledi. Sowinski, “Bu işi bir iki yıl daha yapmayı çok isterim ama sonrası için bir çözüm bulmam gerek” diye konuştu.

Aslına bakılırsa, Sowinski (ve diğer tavşan atletler) dünyanın en göz önündeki sporcuları arasında en başta yer alıyor. Zira Sowinski katıldığı her yarışın neredeyse yarısını en önde koşuyor ve bu süreçte kameralar onun üzerinde oluyor.

Sowinski bronz madalya aldığı yarışta sonra kutlama yaparken

TAVŞAN ATLETLER DİĞER SPORCULRIN YÜKÜNÜ HAFİFLETİYOR

Diğer yandan tavşan atlet uygulaması eleştirilere de hedef oluyor. atletizm sporunun en büyük arenaları olan Olimpiyatlar’da ve dünya şampiyonalarında tavşan atlet uygulaması yok. Yani temponun belirlenmesi yarışmacıların sorumluluğu. En öne fırlayıp diğer yarışmacıların da hızını belirleyecek kişi olmak cesaret istiyor. Bu tür yarışlarda kazananı belirlemek ya da kişisel rekorları kırmakta hızdan ziyade taktikler rol oynuyor.

Bazı yorumcular, gerçek bir yarışta tavşan atletlere yer olmadığını savunuyor. Ancak orta mesafe koşucularının daha da hızlanmasını sağlayan teknolojiler geliştikçe tavşan atlet uygulaması da sürecek gibi görünüyor. Çünkü atletler rekor kırmak, izleyiciler de sporcuların insan üstü performanslar sergilediğini görmek istiyor. Müsabaka organizatörleri ise bu beklentileri karşılamakta bir sakınca görmüyor.

Olimpik maraton koşucusu Mark Coogan, tavşan atletlerin etkisini, “Hem zihinsel hem de fiziksel yükü sırtlayan birinin arkasında koşmak çok daha kolay” sözleriyle özetledi ve ekledi: “Eğer katıldığınız yarışta iyi bir tavşan varsa, yarışa gerçekten girmeden önce mümkün olduğunca uzun süre gevşeyebilirsiniz.”

ÜNÜ KISA ZAMANDA KULAKTAN KULAĞA YAYILDI

Sowinski’ye dönersek… tavşan atlet olmayı aklından bile geçirmemiş olan Sowinski, üniversiteden sonra tıp fakültesine devam etmeyi planlıyordu. Ancak Mart 2019’da o zamanlar sponsoru olan spor giyim markası, Boston Üniversitesi’nde yapılacak salon 1600 metre dünya rekoru girişiminde tavşan olarak koşmasını teklif edince Sowinski kabul etti. 800 metreyi 1:53’le koşan Sowinski’nin performansı beğeni topladı. (Aynı yarışta Etiyopyalı Yomif Kejelcha, 3:47.01 ile rekor kırdı.)

Ancak 2020 yılında Covid-19 pandemisi nedeniyle neredeyse tüm yarışlar iptal edilince, Sowinski’nin kariyeri de sekteye uğradı.

2021 yılında pistlere dönen Sowinski’nin amacı 800 metre kategorisinde yarışmaya devam etmekti. O yıl Mayıs ayında New York’ta yarışan Sowinski’ye İngiltere’nin Gateshead şehrinde iki gün sonra yapılacak prestijli bir organizasyondan erkekler 1500 metre yarışında tavşanlık yapma teklifi geldi.

Teklifi kabul eden Sowinski, uçaktan indiğinde yarışa sadece birkaç saat kalmıştı. Buna rağmen oldukça iyi bir performans sergileyen Sowinski, bir hafta sonra bu kez Katar’da yapılacak bir müsabakaya davet edildi. Bu esnada Sowinski’nin yarışın hızını belirleme becerileri de kulaktan kulağa yayılıyordu. O yaz Sowinski 10 kadar ülkede yarışlara katıldı.

SORUMLULUĞU ÇOK BÜYÜK

Tam zamanlı bir 800 metre koşucusu olan Sowinski, bu yarışlar aslında biraz uzatılmış sprint olduğundan hayatı boyunca hiç tempoyu ya da yarış taktiklerini düşünmek zorunda kalmamıştı. Beynini kapatabilme becerisine sahip olduğunu belirten Sowinski, “Piste çıktığınızda bir nevi ölmüş oluyorsunuz” diye konuştu.

Ancak 1600 metre koşularında durum böyle değil. Nuguse ve Ingebrigtsen gibi atletler, dengeli ve istikrarlı tur süreleri elde etmek istiyor. Bu dengeyi tutturma yükü de tavşanın üzerinde. Tavşanın çok hızlı koşması pistteki diğer atletlerin nefessiz kalıp yarıştan düşmesine neden olabileceği gibi çok yavaş koşması da yarışın bir trafik sıkışıklığına dönüşmesine yol açabiliyor.

Sözün kısası tavşan olmak büyük bir sorumluluk. Sowinski ise son katıldığı yarışta İngiliz, İrlandalı ve İspanyol atletlerin ulusal rekorları kırmalarına izin verdiğini belirterek, “Yaptığım şey bana hiç iş gibi gelmedi, hâlâ da gelmiyor” diye konuştu.

The New York Times’da yayımlanan “Meet the Runner Who Leads Every Pack and Then Vanishes” başlıklı haberden derlenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir